19 Aralık 2012 - 20:30

Suriyeli isyancılar bu ülkeye demokrasi, insan hakları ve huzur getirme iddiasındalar. Bu amaçla önlerine geleni asıp kesiyorlar. Arkalarına ABD’yi Avrupa’yı ve Türkiye gibi Müslüman bir ülkenin zavallı” siyasetçilerini alarak özgürlük yolunda kan dökmeye devam ediyorlar.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Biz bu köşede isyancıların nasıl ruhsuz bir güruh olduğunu defalarca delillendirdik ama bugün aktaracağım belge sizi daha bir şok edecek.

İsrail’de yayınlanan Kanal 2 televizyonun bir muhabiri Suriye’ye gitti orada isyancıların komutanlarından biriyle görüştü. Bu görüşme İsrail kanalında aynen yayınlandı.

İsrailli gazeteci “kim bu isyancılar? Bunları biraz tanıyalım” diye başlıyor programa.

Ve ilave ediyor:

Bunlar Esad’dan sonra yönetime gelecek olan kişiler. 1967 ve 1973’te bize karşı savaşmışlardı ama şimdi durum değişti. Şu anda Cünun köyündeyiz. Türkiye’den kaçak olarak gelenlerin toplandığı yer burası. Burası muhaliflerin çatışmalara hazırlandıkları merkezlerden biri.”

İsrailli muhabir yan cepheden görüntü alınan sözde isyancı komutanın şu sözlerini ekrana taşıyor:

2013’de Esad, Suriye’nin başında olmayacak. Biz Esad’a karşıyız. Müslüman Hıristiyan ayırımı yapmadan söylüyorum.  Şu an, Ariel Şaron gelse (Filistin kasabı olarak bilinen) “ben Esad’a karşıyım dese” o benim dostumdur, onunla işbirliği yaparım.”

Bu sözleri duyan Yahudi gazeteci şaşkınlık içinde soruyor:

Sen bizim eski başbakanımız  Şaron’umu kastediyorsun?”

Muhalif lider gururla cevaplıyor bu soruyu:

Evet, ta kendisi. Eğer Esad’a karşı ise o benim gözümdür. Aramızda hiçbir sorun olmaz.”

Suriye’ye “Sünni İslam’ı” getirmek için savaşan Amerikan destekli isyancılar şimdi de İsrail’i kucaklıyorlar. Binlerce Müslüman’ı katleden Şaron’a “kardeşimiz” diye kucak açıyorlar. “O benim gözümdür, dostumdur” diye bütün dünyaya ilan ediyorlar.

Suriye ile savaş caizdir” diyen hoca efendilerin desteklediği muhaliflerin yönü Tel Aviv’e çevrildi. Şimdi de “Esad’a düşmansalar Şaron bile dostumuzdur” diyorlar. Dün Suriye ile defalarca savaşan İsrail, bugün Suriye’nin muhalif kanadından yükselen bu aşk nağmeleriyle çok sevinçli.

Benim merak ettiğim şu:

İsrailli gazetecinin bile “gerçekten bizim Şaron’umu kastediyorsun” diye şaşkınlığını dile getirdiği bu Yahudi aşkına” acaba bizim cüppeli-takkeli Müslüman zatlar ve mütedeyyin siyasetçi-gazeteci takımı ne diyecek?

Onlar da bu aşkı normal mi karşılayacaklar yoksa “vay be biz Esad gitsin derken Siyonistlerin Suriye’de hâkim olmasına zemin mi hazırlıyoruz” diyecekler?

Sizce gönül ibreleri hangi seçenekten yana?

Görünen köy kılavuz istemez” mi diyorsunuz yoksa?

Muharrem Bayraktar